Bursa sağlık turizmine odaklandı

Bursa’’da sağlık turizminde söz sahibi olma hedefinde olan dinamikler, Bursa’’nın güçlü yatırımlarla sağlık turizminde emin adımlarla ilerlediğini belirttiler. Çığ gibi büyüyen sağlık yatırımlarını değerlendiren sektör temsilcileri ve yerel yönetim, Bursa’’nın sağlık turizmi olma noktasında ise görüş birliğinde.

Türkiye ve Bursa’da son yıllarda trendi hızla yükselen sağlık turizminin, turizm pastasındaki payı her geçen gün artıyor. Bursa’’nın kalkınma hamlelerinde turizm faaliyetleri önemli bir yer tutuyor. Bursalı dinamiklere göre, sağlık turizmi konusunda dünyanın en önemli ülkelerinden birisi olan Türkiye’de, Bursa’’nın bu alanda hak ettiği payı alması için çalışmaların devam ettiği yönde yoğunlaşıyor. Sağlık turizminde gelişmeleri yakından izleyen Bursalı dinamikler, gelinen noktada Bursa’’nın sağlık turizmine son derece elverişli ve tercih edilebilir bir şehir olduğunu kanıtladığını ve sağlık turizmi potansiyeline fazlasıyla sahip olan Bursa için, şu zamana kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de hedeflerin büyük olduğu görüşünü veriyorlar. Bursa sağlık turizminde söz sahibi olan dinamikleri ve yerel yönetim temsilcileri sağlık turizimini ve gelişmeleri değerlendirdi.

İşte görüşler…

Recep ALTEPE – Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı

Bursa bir tarih şehridir. Uluslararası yerel yönetimler birliğinden, Tarihi Kentler Birliği’ne kadar birçok oluşum içinde yer alan Bursa, Sağlıklı Kentler Birliği’ne de başkanlık yapmaktadır. Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin fiziki sağlığını olumlu yönde etkileyen yatırımlara ağırlık verdiğimiz kadar insan sağlığı konularında da gereken hassasiyeti gösteriyor, kamu kurumları ile kamu yararına hizmet veren sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket ederek gerekli önlemleri almaya çalışıyoruz. Bursa’mızın da sağlıklı şehir imajını güçlendirmek ve halkımızın içinde yaşamaktan mutluluk duyacağı bir şehir inşa etmek için birçok projeyi hayata geçiriyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak bu kapsamda yapılan çok sayıda projemiz mevcut. Avrupa Tarihi Termal Şehirler Birliği tarafından 2013 yılında Türkiye’’nin ilk Avrupa Tarihi Termal Kenti olarak kabul edilen Bursa’da jeotermal kaynaklar Büyükşehir Belediyesi’nin yatırımlarıyla yeniden turizme kazandırılıyor. Kent merkezinin yanı sıra tüm ilçelerdeki termal kaynaklarla ilgili envanter çalışmalarını tamamlayan Büyükşehir Belediyesi olarak Bursa’’nın sağlık turizminden daha büyük pay almasını amaçlıyoruz. Bursa’’nın en önemli değerlerinden biri de termal sulardır… Bu değerlerimizi de en iyi şekilde dünya vitrinine çıkarmayı hedefliyoruz. Bursa’’nın 10 ülkeden 25 termal şehir ve organizasyonun yer aldığı Avrupa Tarihi Termal Şehirler Birliği tarafından 2013 yılında Fransa’’daki meclis toplantısında, ‘Türkiye’’nin İlk Avrupa Tarihi Termal Kenti’ olarak kabul edilmesinin ardından kentteki termal yatırımlara hız verildi. Bu kapsamda Bursa’da son yıllarda yapılan sondajlarla 5’’i araştırma 6’’sı üretim olmak üzere 11 kuyu açıldı ve 25’i yeni tesis olmak üzere 45 termal tesise altyapı hizmeti götürüldü. Termal turizm yatak kapasitesi 7000’’e çıkarılırken, Bursa’da sondajlarla elde edilen 40-90 derece sıcaklıktaki termal suyun, toplam 14 bin yatak kapasiteli birçok tesisi besleyebilecek miktarda olduğu tespit edildi. Bursa’’nın kalkınmasında mevcut termal kaynak altyapısının ve medikal altyapısının doğru ve planlı bir şekilde kullanılabilmesi ve 1500 yıllık “Termal Kent” kimliğinin gerçek anlamda yeniden hayata geçirilmesi doğrultusunda çalışmalara hız verildi. Öncelikli olarak Sıcaksu Koruma Alanında ve 3. Derece Doğal Sit Alanı kapsamında kalan içinde 2 adet sondaj kuyusu bulunan Sıcaksu Kentsel Dönüşüm Proje Alanının sağlık turizmine hizmet edecek nitelikte termal kür merkezlerini barındırabilmesi amacıyla çalışmalar başladı. Termal Kür Bölgesi Konsepti ile Sıcaksu Proje alanında devam eden çalışmaların yanı sıra; özel mülkiyete ait, temelini Atatürk’ün attığı Bursa’’nın köklü iplik üretim tesisi İpekiş’’in bulunduğu alan Termal Kür Merkezi olarak projelendirildi. Proje, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından da onaylandı. Kent merkezinin yanı sıra merkeze yeni dahil olan 10 ilçedeki termal kaynakların bulunduğu alanlar için de yeni projeler hazırlanıyor. İnegöl Oylat, Orhangazi Keramet, Harmarcık Ilıcaksu, Büyükorhan Düğüncüler, Mustafakemalpaşa Tümbüldek gibi tüm kaplıca alanlarına yeni ve modern tesisler kazandırılması için düğmeye basıldı. Termal sular sadece kent merkezimizde değil, ilçelerimizde hatta köylerimizde bile var. Orhangazi Keramet’’te de şifalı bir gölümüz var. Burası deri ve cilt hastalıklarına, romatizmaya iyi gelen önemli bir şifa kaynağı. Şimdi buranın gerçek anlamda Bursa’ya yakışması için projeleri tamamlayıp, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu sunuyoruz. Şifa kaynağı olan bölge hem bölgeye değer katacak hem de turizme katkı sağlayacak. Bursa’’da 2007 yılında kentsel dönüşüm alanı ilan edilen ve Bursa’’nın termal kaynaklarının büyük kısmının bulunduğu Sıcaksu ve Tabakhaneler Bölgesi’’ni de termal ve sağlık turizmine hizmet eden tesislerle donatmayı amaçlıyoruz.

İsmail Hakkı EDEBALİ – Yıldırım Belediye Başkanı

Dünyada ve ülkemizde son yıllarda trendi hızla yükselen sağlık turizminin, turizm pastasındaki payı her geçen gün artıyor. Sanayileşmenin büyük oranda doyum noktasına ulaştığı günümüzde kalkınma hamlelerinde turizm faaliyetleri önemli bir yer tutuyor. Sağlık turizminin; tıp, termal ve yaşlı ve engelli gibi eğilimlerini göz önüne bulundurduğumuzda Yıldırım’’ın önemli bir potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. Tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle Yıldırım, Bursa’’nın dünyaya açılan kapısı konumunda bulunuyor. Sürdürülebilir şehircilik anlayışı ile Yıldırım’’ın bu pastadan hak ettiği payı alacağına inanıyoruz. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Yıldırım ve Bursa’’nın, bünyesinde barındırdığı yüksek turizm potansiyeliyle yaşanılabilir bir şehir olmaları ise mekansal dönüşümlerle gerçekleşebilir. Bu hedef doğrultusunda Bursa’’nın en önemli sağlık tesislerini bünyesinde bulunduran ilçemizin ilk termal tesisi olan Selçuk Hatun Termal Tesisi’’ni Yıldırım’’a kazandıracağız. Bu tesisimiz sadece İlçemize değil Bursa’’ya önemli değer katacak.

Yine Cumalıkızık, Zeyniler gibi önemli doğal zenginlikleri bünyesinde barındıran Yıldırım’’ın sağlık turizmindeki payı her geçen gün artıyor. Özellikle Zeyniler’de oluşturduğumuz yürüyüş yolları, organik üretimi destekleme projeleri, paraşüt pisti gibi yatırımlarla doğa ve sağlık turizmi alanında önemli bir ivme yakaladık. Yine Türkiye’de bir ilke imza atarak Millet Mahallesi’’nde yapacağımız ‘Engelsiz Yaşam Merkezi’ engelli kardeşlerimizin rehabilitasyonun yanı sıra turizme de önemli bir ivme kazandıracak. Bu merkezde amaç sadece engellileri eğitmek değil, bunun yanı sıra rehabilitasyonlarını sağlamak. Bütün engelli gruplarının spor yapabilecekleri spor alanları bu merkezimizde yer alacak. Sağlık turizmi konusunda dünyanın en önemli ülkelerinden birisi olan Türkiye’de, Yıldırım’’ın bu alanda hak ettiği payı alması için çalışıyoruz.

Serdal CAN – Plaza Turizm Genel Müdür

Sağlık turizmini, genel olarak sağlığın geliştirilmesi, korunması ve sağlığın geri kazanılması amacıyla başlayan ve sağlık hizmetleri yanı sıra tatil unsurlarını da kapsayan seyahatler, konaklamalar ve organizasyonlardan doğan olay ve ilişkilerin bütünü olarak tanımlamaktadır. Bursa, sahip olduğu medikal ve termal altyapı, yetişmiş uzman personel, kurumsal ve ileri teknolojiyle donatılmış hastane ve sağlık kurumları ve kamu desteği gibi niteliklerle ülkemizin sağlık turizmi konusunda öncü kentlerinden birisi olma potansiyeline sahiptir. 2010’’ların başında yıllık ortalama 500-700 kişi arasında olan sağlık turizmi kapsamında değerlendirilebilecek hasta sayısı 2013 sonu itibariyle yıllık 5 bin hastayı aşmıştır. Öncelikli hedef bu sayıyı iki kat arttırarak daha yukarılara çıkmasıdır. Sağlık turizmi kapsamında Bursa’ya gelen yabancı hastalara baktığımızda, yüzde 14 ile Azerbaycan, yüzde 10 ile Almanya ve yüzde 7 ile Bulgaristan’dan geldiği görülmektedir. Son zamanlarda Ortadoğu ülkelerinden de yabancı hastalar tedavi amacıyla Bursa’mıza gelmektedirler. Diğer taraftan Kuzey Afrika ülkeleri de bu anlamda önemli bir pazar durumundadır. Körfez ülkelerinde yaşayanların turizm tur programlarında Bursa 1. sırada yer alıyor. İyi bir tanıtım ve işbirliği içinde hareket edilirse, katma değeri yüksek olan sağlık turizminde Bursa’da 5 bin, Türkiye’de 100 bin turist ve 100 milyar dolar olan 2023 hedefine daha kısa sürede ulaşılabilir. Sağlık turizmi kapsamında tedavi amacıyla Bursa’ya gelen hastaların tercih ettikleri sağlık kurumlarına baktığımızda yabancı hastaların üçte ikisinin özel sağlık kuruluşlarını tercih ettiği görülmektedir. Bu anlamda sağlık merkezi, seyahat acentesi ve ilgili kamu kurumları üçlüsünün koordineli bir şekilde çalışması hayati önem taşımaktadır. Ayrıca yabancı hastaya yönelik tedavi faaliyetleri bir yerde sağlık hizmeti ihracatı olarak değerlendirilebilir ki, bunu sağlayan hastaneden yabancı hastayı getiren seyahat acentesine kadar bu faaliyetler için özendirilmeli ve özel olarak desteklenmelidir. Bursa’’nın sağlık turizminde daha da ön plana çıkmasına yönelik BUSAT’’ın çok önemli çalışmaları oluyor. Örneğin BUSAT öncülüğünde başlatılan Bursa Sağlık Serbest Bölgesi girişimi çok anlamlıdır ve gerçekleştiğinde Sağlık Serbest Bölgesi, Bursa için çok önemli bir avantaj olacaktır. Yine bu konuda Bursa Ticaret ve Sanayi Odamızın 26. Komitesi ve Sağlık Konseyi önemli çalışmalar yapılmakta, farkındalık oluşturulmaktadır.

Biz Plaza Turizm olarak, Bursa’’nın dünya sağlık turizmi pazarındaki bilinirliğini arttırmak, verimli iş birliktelikleri için ortam hazırlayabilmek hedefiyle, ilki BUSAT ev sahipliğinde, Bursa Valiliği ve Bursa Büyükşehir Belediyesi katkılarıyla, ikincisi de yine BUSAT ve özellikle BEBKA’’nın büyük desteğiyle Bursa’da 2 kez Uluslararası Medikal ve Termal Turizm Forumu düzenledik. 15 farklı ülkeden, alanında uzman 20 kişilik bir alım heyetinin de geldiği programlara dünyaca ünlü sağlık turizmi uzmanları da konuşmacı olarak katılmıştı. Bütün bunların kararlı bir şekilde devamlılık arz etmesi gerekmektedir.

Prof. Dr. Sedat DEMİR -– BUSAT Başkanı

Türkiye’’nin kendi sağlık sorunlarıyla boğuştuğu, kendi sağlık sorunlarını çözemediği bir dönemin ardından, sağlıkta reform projesi ile ülkemizde de dünya ile boy ölçüşür düzeyde sağlık hizmeti sunulmaya başlanması ile birlikte, sağlık turizmi de konuşulmaya başlandı. Türkiye’’nin ve özellikle Bursa’’nın sağlık turizminde taşıdığı potansiyel itibariyle ön plana çıkabileceği ve dünya çapında marka şehir olabileceği düşüncesiyle kent gönüllüsü birkaç kişinin gayretleri ve Valiliğin yakın destekleri ile 5 yıl önce BUSAT (Bursa Sağlık Turizmi Derneği) kuruldu. Kurulduğu günden itibaren çok aktif bir şekilde çalışmaya başlayan dernek, kuruluşunun ikinci ayında Bursa’ da ilk kez yapılan Uluslararası bir kongreyi başarıyla gerçekleştirdi. Öncelikle hedef olarak Bursa’da bir sağlık turizmi algısı oluşturmaya çalışan dernek, yoğun ziyaretler, tanıtım çalışmaları ve düzenlediği kongre, toplantı, çalıştay ve panellerle bir taraftan sağlık turizmi algısını oluşturmaya çalışırken diğer taraftan da Bursa’ da sağlık turizmi alt yapısının neler olabileceği ve Sağlık Turizmi pazarına hangi hizmetlerle çıkabileceğimiz değerlendirildi. İki yıldan bu yana Bursa’ da Sağlık Turizmi ile ilgili hareketin başlandığını ve çok sayıda sağlık turistinin Bursa’ ya geldiğini görüyoruz. Daha birkaç yıl önce sadece bir ütopya gibi düşünülen Sağlık Turizmi hasta sayısında 2015 yılında 15.000’’e yaklaştığı tahmin edilmektedir. Dernek olarak, Bursa’’nın gerek medikal ve termal alanda gerekse eko turizmin sağlık turizmi ile birleştirildiği, dünyada çok az şehrin sahip olabileceği sağlık turizmi için gerekli potansiyele fazlasıyla sahip olduğu bilinmekte ve gelecekte Sağlık Turizminin başkenti olması yolunda çalışmalar hızla devam ettirilecektir. Bursa; dağ ve deniz doğası, tarihi ve kültürel mirası ve doğal termal kaynaklarıyla Sağlık Turizminin başkenti olmayı hak etmektedir. Şu ana kadar gelinen noktada Sağlık turizmine son derece elverişli ve tercih edilebilir bir şehir olduğunu kanıtlamıştır. Sağlık turizmi potansiyeline fazlasıyla sahip olan Bursa için, şu zamana kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de hedefler büyüktür. Bursa’’nın hem ulusal hem de uluslararası düzeyde tercih edilirliğinin arttırılması ve sağlık turizmi denildiğinde akla ilk gelen şehirlerden olması önümüzdeki yıllarda da öncelikli hedefimizdir. 2023 hedefi, Türkiye genelinde 2 milyon hasta, yaklaşık 20-25 milyar dolar gelir hedeflenmekte olup, Sağlık turizminin gelişimi için doğru adımlar atılmaya devam edilirse, 2023 yılı için hedeflenen 20 milyar dolar sağlık turizmi gelirine çok önceden ulaşmak mümkündür. Bursa’’nın bu hedefin yüzde 10-20’si arasında bir pay alması çok mümkündür. Sağlık turizmi algısının yaygınlaşması ile birlikte, sağlık kurumları da hastaların beklentilerini en üst düzeyde karşılayabilmek ve tercih edilebilirliklerini arttırmak için kendilerine bu yönde dinamik bir yapı kazandırmaya başlamıştır. Sağlık kurumlarının bu sektöre yoğunlaşarak, hem fiziki hem de teknolojik imkanlarını revize etmeleri oldukça memnuniyet vericidir. Uluslararası düzeyde hasta alındığı ve hizmet sunulacak tüm parametrelerinde dünya ile boy ölçüşebilir olması gerektiği bilinci sağlık kurumları tarafından da benimsenmiş olup, hizmet sunumları da bu yönde titizlikle gerçekleştirilmektedir. Bursa’ da medikal sağlık turizmi anlamında gerek tanı gerekse tedaviye yönelik dünya ile boy ölçüşebilir tarzda ileri teknoloji ile donatılmış ve otelcilik ve hizmet sunum konforu anlamında son derece gelişmiş hastanelerimiz mevcuttur. Sektörün 2016 yılında en önemli sorunu Ülkemizin yaşadığı terör olaylarıdır. Turizm sektöründe yaşanan çöküntü maalesef Sağlık Turizmi sektörüne de yansımıştır. Bir diğer konu sektördeki haksız rekabet ve sektörde etik kurallara uymayan yapıların ortaya çıkmasıdır. Gerek özel gerek kamuda ki sağlık kuruluşlarımızda çok ciddi kalite kriterleri, ruhsat kriterleri ve denetim mekanizmaları olmasına rağmen, yabancı hasta için düzenlenmiş bir mevzuat halen yoktur. Bu sorun sektördeki bir takım kuruluşların daha ucuza mal edip, daha düşük fiyatlarla çalışması ancak kalite ve etik kuralları göz ardı etmesiyle, yabancı hastadan bir memnuniyetsizlik sonucu doğurmuştur. Bu durum uluslararası kalite kriterleri ve yüksek maliyetlerle çalışan kuruluşlarımız açısından ciddi bir haksız rekabet sonucunu doğurmakta ve sektördeki fiyatları olması gerekenden daha aşağılara çekerek ciddi gelir kaybına yol açmaktadır. Türkiye genelinde birkaç kuruluş dışında ve özellikle Bursa’ da yeterli termal tedavi merkezimiz yoktur. Mevcut tesisler kaplıca kültürünün ötesine geçememektedir. Sağlık Turizminde bundan sonraki aşamada asıl hedefimizin yeni ve çok sayıda Termal Sağlık Turizmi tesislerinin kazandırılması olmalıdır. Özellikle termal su kalitesi, dünya standartlarının çok ötesinde olan Bursa, Afyon, Kütahya gibi şehirlerimizde yeni yatırımlar teşvik edilmeli, gerek ulusal gerekse uluslararası yatırımcıların yatırım yapmalarının önü açılmalıdır. Bu noktada sağlık serbest bölgeleri yasasının çıkması ve belli illerimizde sağlık serbest bölgelerinin açılması çok büyük önem kazanmaktadır.

Uz.Dr. Metin YURDAKOŞ –- BTSO Sağlık Komitesi Başkanı

Jeostratejik bakış açısıyla dünya’da Türkiye, Türkiye’de ise Bursa sağlık turizmi yönünden çok önemli avantajlara sahiptir. Bunlardan bir kaç tanesini söylersek; doğal tedavi unsurları, insan kaynakları gibi diğer yönlerden de yine artı değerlere sahiptir. Kara, hava ve deniz ulaşımı, dünyaca tanınan kent olan İstanbul’a yakınlığı sağlık turizmi faaliyetlerinde bizlere büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Ayrıca doğal termal ve mineralli suların kullanıldığı tedaviler başta olmak üzere bu kadar çok avantajlarımız vardır. Sağlık turizminin faaliyetlerinde bize sağladığı kolaylıkların yanında yetişmiş insan kaynağımız ve artı değerler oluşturmaktadır. Bursa bir çok özelliği ile öne çıkabilir ancak, amiral gemisi her zaman ki gibi doğal termal tedavi unsurlarının etkin bir biçimde kullanıldığı modern tesisler çok önemlidir. Burada öne çıkabilmemiz için bir tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Buradaki en büyük tehlike, yurtdışında 20 – 50 sene önce yapılmış çeşitli tesislerin taklitlerini yapmak bize bir şey kazandırmaz. Aslı varken, kimse taklidini tercih etmez. Bizim yapmamız gereken, Bursa’’nın öne çıkabilmesi için Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Asya’’daki benzer tesisleri inceleyerek bunların avantajlarını bir arada sunabilecek modern tesisler oluşturabilmektir.

Tabi ki, bunun tanıtımı çok önemli bir konu olarak karşımıza çıkacak. Bursa’’nın avantajları ulaşım ve insan kaynaklarıdır, dezavantajları ise, uluslararası düzeyde kendisini yeterince tanıtamayışıdır. Türkiye’de ve Bursa’da sağlık turizminin gelişebilmesi için devletimiz ulusal kalkınma planında sağlık turizmini stratejik sektör olarak ilan etti, ancak arkasından gelen teşvikler yeterince anlaşılır ve kolay uygulanabilir değil. Sadece mevcut sağlık turizmini bir seviye üste çıkarmaya yönelik. Sektörün Türkiye ve Bursa’da gelişebilmesi ve kalıcı büyük ve modern tesislerin yapılabilmesi için yine kolay anlaşılabilir, ulaşılabilir ve denetlenebilir teşvik sisteminin oluşturulması gerekiyor.

BTSO Sağlık Komitesi olarak, öncelikle üyelerimizin sağlık turizmi konusundaki bilinç düzeylerini yükseltme çabalarımız var. Vizyoner bakış sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle uluslararasında avantajlarımızın farkındayız. Bunu yaygınlaştırıp, uluslararası düzeyde kullanabilme gayreti içindeyiz. Ankara bürokrasisine bazı öneriler sunmaktayız.

Alinur AKTAŞ – İnegöl Belediye Başkanı

Dünyada ve ülkemizde sağlık turizmi son yıllarda hızla yükselen bir trend olup çok önemli bir alternatif turizm çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlığına kavuşmak için herhangi bir sebeple tedavi amaçla ortaya koyulan bu sağlık turizmi sadece hastanelerde tedavi için gidilen bir turizm çeşidi olarak değerlendirilmemesi gerekir. Sağlıklı yaşam sunan her türlü turizm sağlık turizmi kabul etmek gerekmekle birlikte sağlık turizmini Tıp Turizmi (Hastanelerde tedavi ve ameliyat vb. işlemler),Termal Turizm (Termal Tesislerde rehabilitasyon ve dinlenme vb. hizmetler) ile Yaşlı ve Engelli Turizmi (Geriatrik tedavi merkezi veya yaylalar da sosyal aktivitelerle birlikte uzun süreli konaklamalar) olarak çeşitlendirebiliriz.İnegöl Belediyesi olarak ortaya koyulan bu turizm çeşitliliği içerisinde şehrimizin hak ettiği yere gelmesi adına gerekli alt yapı hazırlıklarının yapılması, bu konunun geliştirilmesi noktasında elzem oluşturacak önemli tesis ve kuruluşların hayata geçirilmesi ve bu alanların tanıtılması için bütün gücümüzle bu alanda uğraş vermekteyiz. Bu kapsamda sağlık turizminin ön plana çıkması adına İnegöl’’ün marka değerlerinden biri olan ve sektördeki tüm yenilikleri ortaya koyduğumuz Oylat Kaplıcaları şehrimiz için önemli bir değerdir. Belediye olarak Oylat’’a yaptığımız yatırımlarımızla bölgeyi kaplıca turizminde çekim noktası haline getirip, Oylat’ı turizm cenneti yapmayı hedefliyoruz. Bu hedefler doğrultusunda da birçok yeni projeyi hayata geçirme noktasında çalışmalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda Oylat’ı sağlık turizminin başkenti yapmak ve burayı cazibe merkezi haline getirmek için yürüttüğümüz projeler kapsamında “Oylat’ta Su ile Gelen Sağlık (Spa) Hizmetleri Merkezi Kurulması (SUGESAM)” ile bölgede var olan sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılarak, tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ile sağlık turizminin geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlanmaktadır.

Tesisin Oylat’’ta olması sadece şifalı suları için değildir. Sağlık turizmi ile doğa turizminin birlikte kullanılması ile Oylat bir cazibe merkezi olacaktır. Sağlıklı alt yapısı olmayan bir şehrin sağlık turizmden söz etmesi çok mümkün değildir. İnegöl Belediyesi olarak hem seyahat acentelerini, hem otelleri, hem de sağlık turizmine paydaşı olan diğer grupları iyi koordine etmemiz gerekmektedir. Buradaki en önemli adım da birincisi ilçenin markasını oluşturmak, ikincisi destinasyon imajını yaratmaktır. Destinasyon imajımız ne kadar kötü olursa en güzel tesisleri ve en güzel sağlık kuruluşlarımızı ortaya koysak da bir anlam ifade etmez. Bu noktada iyi bir planlama ve koordineli bir çalışma ile bu alanda istenilen hedefe ulaşabiliriz. İnegöl’ün sağlık turizminde bir marka kent olması yönünde çalışmalarımız önümüzdeki dönem daha da yoğunlaşarak artacaktır. İstenilen hedefe ulaşmak adına birlikte atacağımız adımlar ile hem Bursa’’nın hem de İnegöl’’ümüzün Sağlık Turizminde istenilen noktaya gelmesi temennisiyle..

Denizhan SEZGİN – BURO Başkanı

Sağlık turizmi aslına bakıldığında dünyanın en eski turizm türlerinden biri olarak gösterilmektedir. Tarih kitaplarına baktığımızda Antik Yunan’dan bu yana hastalar şifayı uzak yerlerde aradılar ve halen daha aramaya devam ediyorlar.  Türkiye son yıllarda sağlık turizmi alanında öne çıkmaya başladı. Bu noktada dünya sağlık turizminin en gözde destinasyonlarından birisi haline geldi. Türkiye, hem maliyet avantajı, hem gezme fırsatı, hem de kaliteli teknolojik altyapı sunan Türkiye, uluslararası hastaların tercihlerinin başında geliyor. Türkiye her geçen yıl sağlık turizmi alanında büyümesini sürdürüyor. Bursa, sağlık ve termal turizmde dünya markası olma hedefiyle son yıllarda etkili çalışmalar yürütüyor. Bursa’da sağlık turizmi alanında son yıllarda önemli atılımlar gösteriyor. Kentimize gelen hasta sayısında bir önceki yıla oranla ciddi bir artış gözlemliyoruz. Bu elbette kent turizmimizin gelişmesine de büyük ölçüde imkan sağlıyor. Çünkü kentimize gelen sağlık turistleri hem sağlık sorunlarına çözüm bulurken aynı zamanda da kentimizin turizm güzelliklerini de gezme imkanı bulmuş oluyor. Bursa Turist Rehberleri Odası olarak yaptığımız araştırmalarda Bursa’’nın turizm güzellikleri görmek için sağlık sorunlarına çözüm bulabilmek için kentimizi tercih eden yerli ve yabancı turistlerimiz de var. Bu noktadan hareketle 2017 yılı başta olmak üzere kentimizin sağlık turizmi alanındaki geleceğine yönelik BUSAT ile ortak işbirliği çalışmalarına hız verdik.

Haber: Elif Didem DANACIOĞLU

Kaynak: Eko Haber – ekohaber.com.tr

Paylaş: